Trabzon’un Tonya ilçesinde Halk Eğitim Merkezi’nde bir araya gelen kursiyer kadınlar, yöreye özgü unutulmaya yüz tutmuş ‘dastar dokuma’ el sanatını yeniden canlandırmak için çalışıyor. Haftanın dört günü merkezde buluşan kadınlar, geleneksel dokuma teknikleriyle kuşak, peştamal, çanta ve bağlama ipi gibi yaklaşık 15 çeşit ürün üretiyor. Bu sayede hem kültürel mirası yaşatıyor hem de ev ekonomilerine katkıda bulunuyorlar.
Sabah erken saatlerde ev, bahçe ve ahır işlerini tamamlayan emekçi kadınlar, günün geri kalanını Halk Eğitim Merkezi’nde tezgah başında geçiriyor. Yün ve pamuk iplikleriyle hazırlanan ürünler, Tonya’ya özgü dastar dokuma sanatı ile şekilleniyor. Dokuma yaparken türküler söyleyen kadınlar, kurdukları ‘Altın Kızlar’ adlı folklor ekibiyle horon oynayarak üretimi bir sosyal etkinliğe dönüştürüyor. Türküler eşliğinde üretimi eğlenceye çeviren ve pek çok geleneğe hayat veren kadınlar, horon eşliğinde tanıttıkları kültürel mirası gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor.
‘YÖRESEL ÜRÜNLERİMİZİ YAŞATIYORUZ’
Tonya Halk Eğitim Merkezi’nde usta öğretici Şengül Karabulut, yaklaşık 15 çeşit yöresel ürün ürettiklerini belirterek, “Tonya’mızın unutulmaya yüz tutmuş ürünlerini canlandırarak yaşatmaya çalışıyoruz. Öğrencilerimle beraber üretim ve satış yapıyoruz. Dokumaları çeşitli yöntemlerle canlandırıyoruz. Şal, minder yüzü, çanta gibi Tonya’ya özgü her ürünü üretiyoruz. El işçiliğiyle ortaya güzel ürünler çıkarıyoruz. El işi yaparken türkü söyleyip, şenlik haline getiriyoruz. Haftada 4 gün, günde de 5 saat bu çalışmalara devam ediyoruz. Yaklaşık 15 çeşit ürünümüz var. Aramızda ‘Altın Kızlar’ folklor ekibi de kurduk. Bu arada onu da yürütüyoruz” dedi.
‘ÇALIŞIRKEN TÜRKÜLER SÖYLÜYORUZ’
Kursiyerlerden Selma Karaca, merkezin etkinliklerinin kendisine iyi geldiğini belirterek, “Sabah kalkıyoruz, evimizin ve bahçemizin işlerini hallediyoruz. El işlerimizi alıp, büyük bir zevkle koşa koşa Halk Eğitim Merkezi’ne geliyoruz. Merkezimizde bir sürü kursumuz var. Çini boyama, gümüş yapımı, dokuma etkinliği, aşçılık ve el sanatları gibi. Buraya gelen insanlar güzel vakit geçiriyor. Dertlerimizi de konuşuyoruz ve paylaşımlarda bulunuyoruz. Çalışırken türküler söylüyoruz. Hocamıza eşlik ediyoruz. Bizim için güzel bir sosyal aktivite oluyor. Ürünlerin satışıyla da ev ekonomisine katkı sağlıyoruz” diye konuştu.
‘TERAPİ GİBİ GELİYOR’
Dokuma sanatının terapi gibi geldiğini söyleyen kursiyer Gülbahar Bektaş, “Buradan geçiyordum, kadınlar eğleniyordu. ‘Ben de size katılabilir miyim’ dedim. Onlar da ‘Tabii ki, gel’ dediler. Ben de geldim, vakit geçiriyorum. Arkadaşlar da zaten tanıdıktı. Güzel dokuma da yapıyoruz, horon da oynuyoruz. İyi ki de gelmişim, burası bize terapi gibi oluyor” dedi.
Asiye Bektaş da, “Boş zamanlarımı değerlendirmek için Halk Eğitim Merkezi’ne geliyorum. Güzel de bir ortam oluyor bizlere. Kuşak bağları ve bebek taşıma ipleri de yapıyoruz. Bahçemdeki işlerimi bitirip, buraya geliyorum” diye konuştu.
‘STRES ATIP, EĞLENİYORUZ’
Emine Biber, dokuma yaparak stres attığını ifade ederek, “Kadınlar olarak Tonya Halk Eğitim Merkezi’ne geliyoruz. Burada stres atıyoruz bize terapi oluyor. Evde işimizi bitirip buraya gelmek istiyoruz. Alışkanlık haline geldi, buraya gelmeden yapamıyorum. Nasıl ki psikoloğa gidersiniz de iyi gelir, biz de psikoloğa gelir gibi geliyoruz. Günümüzü gün ediyoruz. Sabah bağ bahçe işini bitirip eğlenmeye ve çalışmaya geliyoruz” dedi.


