Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte Uzman Diyetisyen Gizem Çankaya, bayram süresince beslenme düzenine dikkat edilmesi gerektiği konusunda önemli tavsiyelerde bulundu. Çankaya, bayramda eti tamamen kesmek yerine dengeli bir tüketim önererek, aç karnına taze et yemenin sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Günlük et tüketiminin sınırlandırılması, şerbetli tatlıların ölçülü yenmesi ve bol sıvı tüketilmesinin altını çizdi.
Bayramın ilk günü taze kesilmiş etin hemen tüketilmesinin sindirim sistemini zorlayabileceğini ifade eden Çankaya, etin ölüm sertliği (rigor mortis) süreci nedeniyle daha geç piştiğini ve hazımsızlık, şişkinlik gibi sorunlara neden olabileceğini söyledi. Bu nedenle etin ideal olarak 12-24 saat dinlendirilmesi gerektiğini vurguladı. İlk gün et tüketilecekse, güne hafif bir kahvaltıyla başlanması, mideyi desteklemek için limonlu su içilmesi ve ardından bol limonlu yeşilliklerin tercih edilmesi gerektiğini belirtti. Etin ise öğünün başında değil, daha kontrollü ve iyi pişmiş şekilde, yavaş yavaş ve iyice çiğnenerek tüketilmesi gerektiğini ekledi. Özellikle sakatat, kavurma ve yağlı etlerin aç mideye yüklenmesinin mide fesadına yol açabileceği uyarısında bulundu.
Kavurma yaparken eklenen yağlar ve mangalda etin yanlış pişirilmesinin vücuda yük bindirdiğini belirten Çankaya, sağlıklı pişirme yöntemlerine dikkat çekti. Kavurmaya eklenen kuyruk yağı ve mangalda etin ateşe çok yakın pişirilmesinin doymuş yağ yükünü artırarak kolesterolü olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Yüksek ısıyla toksik bileşiklerin oluşabileceğini, özellikle yağın ateşe damlayıp duman çıkarmasının bu riski artırdığını ifade etti. Eti tamamen yasaklamak yerine orta ısıda, ateşle direkt teması olmadan, yakmadan ve kömürleştirmeden pişirmenin daha sağlıklı bir yaklaşım olduğunu vurguladı. Yanında bol yeşillik, sebze ve antioksidan kaynakları tüketmenin oluşabilecek oksidatif yükü azaltmaya yardımcı olacağını ekledi.
Bayram boyunca kırmızı etin porsiyon kontrolünün ve doğru besinlerle kombinlenmesinin önemine değinen Çankaya, etin her öğünde ve büyük porsiyonlarda tüketilmemesi gerektiğini belirtti. Günlük ortalama 100-150 gram pişmiş etle sınırlandırılıp öğünlerin sebze, salata ve tam tahıllarla dengelenmesi gerektiğini söyledi. Etin yanında limonlu yeşil salata, maydanoz, roka, biber gibi C vitamini kaynaklarının tüketilmesinin demir emilimini artıracağını ve posa desteğiyle bağırsak hareketlerini düzenlemeye yardımcı olacağını ifade etti. Sadece et ağırlıklı beslenmenin kabızlık ve sindirim sorunlarına yol açabileceği için sebze desteğinin önemini vurguladı. Eti kızartma, yoğun yağlı hamur işleri ve aşırı pirinç pilavı gibi yüksek yağlı kombinasyonlarla tüketmek yerine zeytinyağlı sebzeler, yoğurt ve salatalarla eşleştirmenin daha dengeli bir tercih olacağını belirtti.
Hipertansiyon, kalp-damar, diyabet ve gut hastalarının bayram boyunca porsiyon kontrolüne ekstra dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Çankaya, aşırı yağlı, kuyruk yağlı ve sakatat ağırlıklı et tüketiminin tansiyon yükselmesi, ürik asit artışı ve kan şekeri dengesinde bozulmalara yol açabileceğini söyledi. Etin tek öğünde çok yüksek miktarda tüketilmemesi, daha küçük porsiyonlarla ve bol salata-sebze eşliğinde tüketilmesi gerektiğini belirtti. Bayram ikramları ve artan su ihtiyacına karşı da dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Çankaya, şerbetli tatlılarda gün boyu tekrar eden tüketimler yerine mümkünse küçük porsiyonlu tek bir tercih yapılmasını ve yanında şekerli içeceklerden kaçınılmasını önerdi. Artan protein yükü nedeniyle böbreklerin yükünü azaltmak ve sindirimi desteklemek adına günlük su tüketiminin artırılmasının önemini vurguladı. Bayram sürecinde ortalama 2-2,5 litre su tüketmenin bağırsak sağlığı ve metabolik denge açısından destekleyici olacağını sözlerine ekledi.
